<$Bl
<$BlCuma, Ekim 05, 2007>
<$Bl
Tam öyle değil aslında. Bir defa akşamüstü değil, basbayağı akşamdı. Karanlık olduğunu hatırlıyorum. Hem zaten, karadan 2-3 dk.lık birhızlı tekne yolculuğu ile varılan 3-4 kiliseli adada güneşin batışını seyretmiştik.
Sonra araba da değil, dolmuştan bozma birşeydi. Şunun gibi:
Pencerelerden bazıları yoktu. Kapıyı da pek kapatmıyorlardı.
Sonra yaptığımıza gitmek de denemez pek, daha çok sallanıp yuvarlanıyorduk.

Ama Athena çaldığı doğru. Oradaki tek kaset o muydu, veya müzik sistemine bağlanan minik basit mp3 çalardaki tek albüm müydü, öyle birşeydi. Ska da sevmem aslında. Ama o anda gerçekten iyi gitti. Yani mirk elam'dan her gece filan olsa daha iyiydi tabi ama iyi idare etti.
Aslında deniz, üstüne güneş batışı gelince bir yorgunluk çökmesi ve durgunluk beklenebilirdi ama nedense hiç öyle değildi. Kanımız kaynıyordu. Özellikle benim.

Şoför koltuğundaki uzun saçlı oğlan müziği hareket ettikten hemen sonra açmıştı. Diyelim bunun gibi birşey (bu sanırım 2. şarkıydı). Hızlı ritmli, oynak birşey. Sesi de sonuna vurunca minibüs inlemeye başladı. Hatta baştan ritmle beraber minibüsü de sarsıyordu şoför, frenlerle. Ormanın içindeki daracık, bol virajlı ve karanlık bir yolda gittiğimiz düşünülürse bu pek de akıl karı değildi belki. Karşıdan birşey gelince sakinleşip kenara çekiyorduk.
Birileri dansetmeye başladı. Dikkat ettim, hep yabancı kızlar. Bir Rus, iki Ukraynalı ve daha çok salınıyor olsa da bir İtalyan. Tempo tutarak ya onları seyrediyordum, ya da içeriyle uyumsuz ama gözalıcı biçimde huzurlu olan dışarıyı.

"Hadi Simon, oturmaya mı geldik" gelince en arka sıradan, işin başa düştüğünü anladım. Bensiz hareketlenmeyecekti minibüs. Demin de söylemiştim sana, güzel oluyor. Ben olunca dansedenler arttı birden. Nedense. Çünkü hepsini daha 1 gündür tanıyordum. Birara açık kapıdan uçuyordum. Ama hoş oldu, tutundum son anda.

Sonradan hepsi geride kalınca iyi hissettim. Hala dışıma çıkabildiğim için. Bir de hala limboda çıtaları iyice aşağılara indirdiğim için.
<$BlPazartesi, Ekim 01, 2007>
<$Bl

Wor dpress’i ‘yansıtan’ wordpr exy bir çözüm olabilir gibi gelmişti. Ayrıca, ne güzel birilerinin buna kalkışması. Ama tabi, o da kapatılmış. Şöyle anlatıyorlardı durumu. Tehdit, vs., hoş değil. Ama bu mektubu gönderen avukat telefonunu da yazmış. e, iyi ne güzel, aradım ben de. Konuştuk 10 kadar. Yaklaşık şöyle oldu -hatırladığım kadarıyla:

- İyi akşamlar, avukat şey beyle mi görüşüyorum?

- Evet, buyrun.

- Merhabalar, ben Simon. Size wordpre ss’le ilgili kısa bir iki sorum vardı.

- Buyrun.

- Wo rdprexy diye bir site var, wordpre ss’in içeriğini yansıtan. Onlara silmelerini rica etmişsiniz, müvekkilinizle ilgili siteleri, onlar da silmişler. Ama yine de o site de tamamen kapatılmış.

- Baktırayım, ben silmediler diye biliyorum.

- Sizden aldıkları maili yayınlamışlar. Ben de telefonunuzu oradan aldım. Sizin yazdığınız siteleri sildiklerini söylemişler. Müvekkilinizle ilgili ne leyhte ne aleyhte bir amaçları olmadığı için böyle yaptıklarını da yazmışlar.

- Onlar orada öyle yazıyorlar, bizi zor durumda bırakmak için. Ama aslında hiçbirşey yaptıkları yok.

- Yalnız, wordp ress’ten bahsetmiyorum. Onların hiçbirşey yaptığı yok. Ben sonu pre xy, e x y diye biten, en son 2-3 gün önce yasaklanan siteden bahsediyorum. O bu yasağa karşı oluşturulmuştu.

- Anladım.

- Aslında tabi niye sadece o siteleri yasaklatmadığınızı, tüm wordpress’i yasakladığınızı da sorabilir miyim?

- Siz türkiye temsilcisi misiniz?

- Yok, ben kendi halimde bir blog yazarıyım. Bir aydan fazla süredir benim blogum da yasaklanmış durumda.

- İsminiz ne demiştiniz?

- Simon.

- Türk değilsiniz yani?

- Dayım İngilizmiş.

- Şimdi simon diye bir site kursa birisi, içinde size hakaret içeren şeyler yazsa… Bilmem gördünüz mü yazanları ama hakaret dolu sözler…

- Bunu anlıyorum tabi. İçerik ayrı bir konu. Ama neden hepsini yasaklıyorsunuz?

- Biz de tabi yasaklamaktan memnun olmuyoruz ama. Ama bu siteye 3 kere yazdık, bu hakaret içeren yayınları kaldırın dedik. Hiçbirşey yapmadılar.

- Onlar yasaklanırsa alıp başka yere kopyalarlar diye mi tüm wor dpress peki?

- Evet. Bizim sürekli bunu kontrol etmemiz çok zor. Onlarınsa bunu yapması çok kolay.

- Wordp rexy de yapmış zaten. Yo utube’de de neden aynıydı sanırım. O videolar kaldırılır, tekrar konur diye.

- Evet, hatırlarsınız ne hakaret içeriyordu o videolar.

- Yalnız, bunun sonu yok ki. Oradan alır, başka blog sitesine koyarlar. Daha büyük blogger var mesela, oraya koyarlar.

- Tüm blog sitelerine yazdık zaten, uyardık hepsini buna karşı. Bazılarından cevap geldi, yardımcı olacaklarını söylediler, bazılarından hiç gelmedi.

- Bence gerçekten bunun sonu yok. Yalnız benim şimdilik sadece vurgulamak istediğim, wordpr exy’ye bir baktırın dediğiniz gibi. O iyi bir çare olabilir gibi gelmişti bana. Hem dava konusu içerikler yok, hem de diğer sitelere erişim sağlıyor.

- Tamam, baktırayım ona. Bize şurada da var diye haber veriyorlar, öyle harekete geçiyoruz.

- Ben onlara inanıyorum. O yüzden ilgilenirseniz sevinirim.

- Tabi baktırırım.

- Tamam, iyi akşamlar size.

- İyi akşamlar.

(mümkün değil, kurgusuz yapamıyorum, ama burada gerçekten çok az.)

Bu arada kibar ve genç sesli bir bey olduğunu da söylemem gerek. En garip olan da şimdiye kadar hiçbir gazetecinin veya mesela wordpress tr’den birinin kendisini arayıp bunları sormamış, sonra da haber yapmamış olması.

(Bir yandan da fazla mı yumuşak davrandım, bu sansürün hakkını niye aramadım diye düşündüm sonradan. Ama ben böyle biriyim. Sonra kibar kibar konuşan birini sıkıştırmak nezakete sığmaz gibi geldi sanırım. Ve hem bu telefonun tek amacı word prexy’yi açtırmaktı aslında, tüm sansürü sorgulamak değil).